c.jpgAnadolu Kavağı yakınlarındaki oldukça popüler olan ziyaret yerlerinden biri olan Boğaziçi’nin sahile en yakın ve en yüksek tepesi Yuşa Tepe bulunuyor. Özellikle modern giyimli bayanların daha fazla ziyaret ettiği gözlenen ziyaret tepesi boğaza ve Karadeniz e aynı açıdan hakim görkemli panoraması ile de etkiliyor . Ramazan ayları, kandillerin arifeleri günleri, bayramlarda ve Cuma, cumartesi, Pazar günlerinde her zamankine oranla daha fazla ziyaretçi akınına uğrayan Yuşa Tepesinde ücretsiz geniş otopark lüks araçlar ile doluyor. Ziyaretçiler Hz.Yuşa Aleyhisselam Türbesini ve 1755 tarihli Camii ziyaret ederek dua ediyorlar. Cami yanındaki bahçe içinde bulunan etrafı demir parmaklıklar ile çevrili çok uzun türbe ziyaretçilerin oldukça dikkatini çekiyor. İlgililer çok önceki yıllarda harap durumda bulunan türbe yerinin kesin olarak, tam yerinin belli olmaması nedeniyle yerin uzun olarak 17 metre yapıldığını belirtiyor ve burada yatan kişinin yaygın olarak bilindiği gibi boyunun çok uzun olduğu inanışının yanlış olduğu konusuna açıklık getiriyorlar. Çeşitli dileklerde bulunup dua edenler arasında dileklerine kavuşanlar daha sonra tekrar gelip bu defa adaklarını yerine getiriyor İslam dini temel prensipleri ile bağdaşmamasına rağmen diğer ziyaretçilere şeker, lokum dağıtıyorlar !!. Temizliği ve çevre düzenlemesi ile de dikkat çeken Cami bahçesinde, Türbe kitabesi, dört yüzünde birer musluk bulunan süslü saçaklı bir çeşme, kültür evi, oturma üniteleri, 27 kabirli mezarlık yer alırken Yuşa Tepesi girişinde çeşitli dükkanlar, tezgahlarda dini kitaplar, tespihler,başörtüsü gibi ihtiyaçlar satılıyor, gözleme yapanlara, köfte, balık, ekmek satanlara da rastlanıyor.! (İslam dini, camileri alışveriş, kabristanları da bayram -şölen yeri haline getirmeyi doğru bulmuyor.)
Chalkedonlular’ın Daphne adına yaptıkları adak yeri tarihin ilk dönemlerinden beri kutsal bir yer olarak kabul edilmiş çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerine göre mabet ve tapınaklar yapmışlar.Bunlardan birisi de ilk çağlarda ki Zeus sunağı olarak biliniyor. Bizans Döneminde. 6. yy da imparator 1. Jüstinianos zamanında ise bu sunak kiliseye çevrilmiş.Osmanlı Döneminde bu tepeye Sadrazam Yirmisekiz Çelebizade Mehmet Sait Paşa ( Ö.1761) tarafından 1169 ( 1755) tarihinde bir mescit yaptırılmış.


Boğazın Baş Tacı Anadolu Kavağı

kategori: Gezi rehberi
busra yazmış, henüz yorum yok,

b.jpgİstanbul Boğazının Karadeniz den giriş kapısı konumundaki Anadolu Kavağı yıllardır değişmeyen görüntüsü ile nostaljik balıkçı köyü özelliğini koruyor. İstanbul’un nefes borularından biri olan ve balık lokantaları ile ünlü köy, lüfer mevsimi olan eylül ekim aylarında İstanbul un yaza veda edip sonbaharda ılık günlerin tadını çıkarmak isteyenlerin tercih ettiği gezi yerlerinin başında yer alıyor.

Hem kara yoluyla hem de denizden vapur seferleri ile ulaşımın sağlandığı Anadolu Kavağına gidip denizin kenarında ızgara balık keyfi yaşamak istiyorsanız sonbahar ayları bu tür bir gezinin en uygun zamanı. Yazdan kalma günlerde serin ama üşütmeyen deniz kokulu esintiler arasında sahilde veya iki üç katlı restoran ve lokantaların manzaralı pencere kenarı veya teraslarında bir yandan sipariş ettiğiniz balıkları yiyebilir diğer yandan gözü okşayan manzara eşliğinde iyotlu , oksijeni bol deniz kokulu havayı teneffüs ederek huzurlu, hafta içi veya sonu günübirlik sakin bir kaçamak yapabilirsiniz. Kavaklara balık yemeye gelenler ya Eminönü iskelesinden kalkan şehir hatları vapurları ile boğazın iskelelerine karşılıklı uğrayarak geliyorlar yada Sarıyer den kalkan seferleri tercih ediyorlar. Bu tür ulaşımı kullanan yolcuların geliş ve gidiş saatleri seferlere bağlı olduğu için yemek sonrası topluca kalkıp dönüşe geçiliyor. Otobüs seferlerinin de yapıldığı Anadolu Kavağına özel aracınızla geliyorsanız hem yol üstünde uğrayacağınız bir çok durak bulunuyor hem de manzaralı güzergahın tadını çıkartıp sefer saatlerine bağlı kalmaksızın istediğiniz süre oturabiliyorsunuz. Anadolu Kavağına daha yaklaşırken vapur iskelesi çevresinde toplanan yerleşim alanını tepede yer alan boğazın kontrolü için Cenevizliler tarafından yapılmış Yoros kalesi’ni görebiliyorsunuz. Restore edilip kremalı pasta gibi boyanan birkaç ahşap evin bulunduğu hafif yokuş dar sokaktan iner inmez köye giriyor ve uygun bulduğunuz yere aracınızı park ediyorsunuz. Kaldığınız süre hiç önemli değil ister bir saat, isterseniz beş saat, otopark görevlileri giriş çıkış üç milyon TL yi peşin peşin alıyorlar. Sıra manzaralı bir mekanda masa seçmeye geliyor .Sahilde bulunan balık restoranları açık ve kapalı bölümleri ile tercih edilirken daha geride yer alan restoranlar ikinci ve üçüncü katları veya terasları ile cazip manzara seyretmenize olanak sağlıyor. Daha ekonomik yemekler için sokak aralarında ,bahçe içinde hizmet veren lokantalarda bulunuyor bunlar balık çeşit ve fiyatlarını girişlerine astıkları tabelalarda gösteriyorlar. Canı sadece boğaz girişinden çıkarılan temiz midyelerrden yemek isteyenler için çeşitlimidye tava yapanlara da sıkça rastlanıyor, çay bahçeleri de var. Anadolu Kavağı’nın tam ortasında ulu çınar ağaçları, çevresinde işporta tezgahlarda krep adı altında bir tür hamuru kızgın saçta kızartıp üzerine çeşitli tatlı soslar sürerek sunan satıcılar, dondurma ve büfeler, incik boncuk türünden hediyelik eşya satıcıları yer alırken balıkçıların yolunu gözleyen, balık yemekten bıkmamış miskin kediler göze çarpıyor. İskeleye yanaşan vapur yolcuları ile hareketlenen Anadolu Kavağının sakin atmosferi içinde kıyıya bağlı tekneler balıkçı köyünün manzarasını tamamlarken sanatseverlere resim yapma, fotoğraf çekme konusunda renkli kompozisyonlar oluşturuyor. Sahil boyunca aracınızı yanı başınıza park ederek olta ve kamış ile balık tutma imkanı da bulunuyor.


gokc.jpg
Ada İÖ. 5 yy’da Atina egemenliğine girmiş. Osmanlı topraklarına katılışı 1455. 1912’de Yunanistan tarafından işgal edildi. 1. Dünya Savaşında da İngilizlerce üs olarak kullanılmıştı. İngilizlerce üs olarak kullanıldı. 1923’de Lozan’la yeniden Türkiye topraklarına katıldı. Atina, Ceneviz, Venedik ve Bizans dönemlerini ve egemenliklerini yaşadı. Bu dönemlere ait kalıntılar bulunmuştur. En önemlisi Kaleköy yakınlarındaki İmbros’tur. Kale harap durumdadır ve ancak duvar kalıntıları görülebilmektedir.
289.5 kilometrekare yüzülçümlü olan adanın kıyı şeridi 13 km’dir. Kabatepe limanına uzaklığı 14 mildir. Nüfusu da 13 Bini bulmaktadır.
Balıkçılık, zeytincilik ve kısmen de hayvancılıkla geçinen ada eskiden en iyi şarapların üretildiği üzüm bağları ile tanınırdı. Şimdi de şarap üretiliyor, ama eski ünü azaldı.

Adanın çevresinde istediğiniz her yerden denize girebilirsiniz. Tanınmış plajları Aydıncık (Kefaloz), Kaleköy, Pürgos ve İspilya’dır. Sakin koyları ve temiz denizi çekicidir. Gezilebilecek yerler arasında ise baraj çevresi, Tuz gölü, Tepeköy, Çınaraltı bulunmaktadır. Yedi köyü bulunan adada büyük bölümü boşalmış eski köy merkezleri olan Kaleköy, Eskibademliköy, Zeytinliköy, Tepeköy veDereköy’de sivil mimari örnekleri kilise ve manastırlar, Kale (Kaleköy’de) görülmeye değer.
Eski bir Rum yerleşimi olan adada 1950’li yıllarda başlayan göç yüzünden Rum nüfus epeyce azaldı. Ama Yunanistan’a veya İstanbul’a giden Rumlar hiç unutmaz ve her fırsatta baba ocağı adayı görmeye gelirler.

İklim
Daha çok Akdeniz ikliminin etkisinde olan Gökçeada´da yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçiyor. Ancak Gökçeada bölgesinin oldukça sık rüzgarlı olabileceğini düşünerek hava tahmin raporlarını takip etmeniz önerilir.

Aydınlık Kumsalı
Kuzulimanı ve Kaleköy arasında kalan sahil, Aydıncık kumsalı adanın güzelliklerini gözler önüne seriyor.

Etkinlikler
Gökçeada Ulusal Film Festivali: İlki Ağustos 1999´da gerçekleştirilen festivalin her yıl tekrarlanması planlanıyor.
Gökçeada´nın düşman işgalinden kurtuluşu: 22 Eylül
Temmuz’un 26’sında bağbozumu şenlikleri düzenleniyor.


a.jpgMeshur kaymağı, eti ve haşhaşıyla ünlü bu ilimiz taşınmaz kültür varlıkları ve doğal güzellikleriyle insanı gizemli bir atmosfere sürüklüyor.
Tadılmalı
Afyon denince akla sucuk ve kaymak gelir. Afyon bitkisinin tohumlariyla zenginleştirilmiş tatlıları da yörenin ´olmazsa olmaz´ larından.
Afyon Kalesi
Şehrin ortasında ve şehirden 226m. yükseklikteki kayalıklı ve siyah renkli trakitten yapılmış volkan bacasının tıkacı üzerindeki tepede bulunmasından nedeniyle şehre adını veren kale. M.Ö. 1350 yılında Hitit kralı II. Murşil tarafından Arzava savaşı sırasında kurulmuş. ´Kadim Akreonus´, ´Karahisari Devle´, ´Karahisari Sahip´ adlarıyla da tanınıyor.Kaleye çıkılırken Hitit ve Frigyalılara ait eserlere rastlanıyor.
Arkeoloji Müzesi
1937 yılında İmaret Camisi medresesinde açılmıştır. Modern binasına 13 Kasım 1971 tarihinde taşınmıştır. Müzede Kalkolitik çağın toprak kapları, figürünler, madeni bıçak, hançer, balta, keski, küp, mezar ve içki kapları, Hitit toprak kapları, mühürler, tanrı büstleri, Lydya keramik eserleri gibi çok sayıda arkeolojik eser bulunuyor. Kütüphanesinde 8 bin cilt kitap var.
Aslan Taş
Afyon´un 40 km. kuzeyinde Üçler Kayası köyü ile Aslankaya anıtının yakınında Frigyalılara ait bir mezar anıtı. Mezarın iki yanına ikişer aslan kabartması işlenmiş. Aslanlar mezarın giriş kapısını koruyacak şekilde üst köşelere dayanıyor.
Antik Kentler
Afyon´un yakınında bulunan Agros, Amuriye, Apameia, Çavdarlıhöyük, Eski Karahisar, Kelainai, Kırkinler, Prymnessos antik kentleri, Demirlikale, Toprakkale, Gezler ve Sandıklı kaleleri de görülmeye değer zenginlikler.


Kardeniz’in Gözbebeği “Rize”

kategori: Gezi rehberi
busra yazmış, henüz yorum yok,

346_4_0_img.jpg
Karadeniz bölgesi içinde Rize en karakteristik özellikleri gösterir. Anadolu’nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısıyla da ayrılır.Ancak doğayla sıkı bir uyum içerisindedir.

Arazi koşullarının sebebiyle dağınık yerleşim görünür.Mimari yapıda ahşap işçiliği göze çarpar.Bugün çay ekonomide önemli bir yere sahiptir.Ancak çay öncesi yaylacılık,gurbetçilik yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Rize yeraltı kaynakları bakımından da çok zengindir. Kentin hemen hemen her ilçesinde bir ılıcaya yada kaplıcaya rastlamak mümkündür. Bunlardan en meşhurları çamlı hemşin ilçesine bağlı ay der kaplıcaları ile merkez ilçeye bağlı An don içmeleridir. Mide ve Böbrek rahatsızlıklarının tedavisine iyi gelen suyu ile ünlü Andon Içmeleri ile ayder kaplıcaları doğal güzellikleriyle de dikkat çekerler.

Görülmeli-Tadılmalı
Hemşin çorabı,Rize bezi(Feretiko),çeşitli sepetler,şimşir kaşık türleri,iskemle yapımcılığı,hasır örme,bakırcılık,maket taka ve kemençe yapımcılığı v.s.Yöre mutfağı mısır,karalahana ve deniz ürünleri üzerine şekillenmiştir.Buğday ununun kullanıldığı her yerde mısır unu kullanılır.Kurutma olmadığı için salamura yöntemi gelişmiştir.Belli başlı yemekler arasında mısır ekmeği,hamsili ekmek,etli lahana sarması,burma lahana,haşlama,turşu yemeği,mıhlama,turşu tavali,kiremitte hamsi,alabalık tava (ve diğer balıklar),pepeçura,su böreği,laz böreği v.s. yeralır.Karadeniz insanı deyince hemen hızlı ve çevik insan akla gelir.Horon da öyledir.Rize merkezi ve civarında kemençe ile,Yüksek Hemşin kesiminde ise tulumla yapılır.Horon aralarında türküler söylenir ancak esas karşı beri atma türkü günlük yaşamın her devresinde görülür.

Gezilmeli
Andon ve Çamlık orman içi dinlenme yerleri Ayder , Cimil , Çat , Başhemşin , Ovit ve Palovit yaylaları Ayder kaplıcası , Andon ve Şimşirli içmeleri , Rize Çayeli ve Pazar (kızkulesi ) kaleleri ,Kale- i Bala , İslam Paşa , Gülbahar ve Cafer Paşa camileri

Kaçkarlar
Doğuda Artvin, Güneyde Erzurum ve Bayburt, Batıda Trabzon ve Kuzeyde Karadeniz ile sınırlı olan Rize, çok engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Deniz kenarlarındaki dar vadi ağızları hemen hemen hiç yoktur. Yüksek ırmaklı tepeler arasındaki en yüksek nokta olan Kaç kar Dağı (3937 m.) yaz-kıs kar tutar. Kaçkar Dağlarının doğal yapısı birçok kış sporu yanında, Trekking ve dağcılık içinde uygun topografyaya sahiptir.

Dağ-kayak için Kaç kar Dağları doğal bir pist görünümündedir. Rize ili toprakları Kuzey Anadolu kıyı dağlarının yüksek kesimlerinden doğarak Karadeniz’e dökülen irili ufaklı bir çok akarsu ile bölünür.Bu akarsuların en önemlileri Fındıklı, Büyük dere, Pazar, Kara dere, iyi dere ve Fırtına deresidir. Rize’deki göller, dağların yüksek kesimlerinde, buzulların aşındırması neticesinde oluşmuş küçük buzul gölleridir.

Yaylalar
Kaçkar sıradağlarının eteklerinde,Çamlıhemşin ve İkizdere ilçelerinde yoğun bir biçimde yer alan yaylalar iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir yaşam sunar izleyenlere.Bu yaylalardan Ayder,Aşağı Yukarı Kavron ve Anzer yaylaları “Turizm Merkezidir”.Bu yaylalar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olur.

Dağ Sporları
Kaçkar dağları Türkiye’nin 4.büyük dağıdır.Alp dağları silsilesindendir.Yürüyüşler,dağ tırmanışları için uygun bir ortam oluşturur.Flora ve fauna olarakta çok özel bir yapıya sahiptir.

Kano
Rize derelerinde özellikle Fırtına ve İyidere’de karların eridiği zamanda kano yapılmaktadır.

Termal Turizmi
Doğu Karadeniz’in tek kaplıcası Ayder’dedir.Çoğu hastalığa iyi geldiği kanıtlanan kaplıca ilgi odağıdır.Ayrıca içmece olarak Rize zengindir.Özellikle Andon içmecesi,böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.İkizdere Ilıca köyünde de sıcak su sondaj çalışmaları devam etmektedir.

Kuş ve Kelebek Gözlemciliği
Kaçkarların zengin florası yanında kuş ve kelebeklerin fazlalığı bu etkinliğin yapılmasına fırsat verir.Özellikle İkizdere,Çamlık Bölgesi bu aktivite için çok iyi bir ortam oluşturur

İklim
Rize’de kışlar ve yazlar ılık geçer. Yıllık sıcaklık ortalaması +14 derecenin altına düşmez. Bölge, Türkiye’nin en çok yağış alan yeridir. Son 40 yıllık ortalamaya göre Rize’de yılda metrekareye 2510 kg. yağış düşmektedir. Bu iklim özelliklerine göre yörede Akdeniz bitkileri ve çay yetişmektedir. Ormanlarda en çok kayın, meşe, kestane, ıhlamur, ladin, kızılağaç ve orman gülü bulunmaktadır



« Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar »

En üste çık. Anasayfaya git. Kullanıcı Girişi
Yazıları takip edin. Yorumları takip edin. WordPress Valid XHTML 1.0 Transitional
Tatil Acentesi
5 yıldızlı oteller 4 yıldızlı oteller 3 yıldızlı oteller
5 yıldızlı oteller 4 yıldızlı oteller 3 yıldızlı oteller
2 yıldızlı oteller 1 yıldızlı oteller 1. sınıf tatil köyleri
apart oteller belediye belgeli oteller butik oteller
moteller özel belgeli oteller pansiyonlar