Diapolis ”Parlak şehir” Yani Akçakoca
Akçakoca, Düzce’ye bağlı tipik bir Karadeniz yöresi. Akçakoca’ya gitmenin en kısa yolu ücretli otoban üzerinden. Düzce’den otobandan saptıktan sonra sahile doğru yol alıyoruz. Yol kenarındaki fındık üretim tesisleri kısa bir süre sonra yerini sonsuz bir yeşilliğe bırakıyor. Yol keyifli ve rahat.
Akçakoca, Türkiye’nin ilk turizm beldesi aslında. Henüz güney turizminin başlamadığı yıllarda büyükşehirlerden özellikle yazları çok sayıda ziyaretçi gelirmiş. Şimdi hem denizin tadını çıkarmak hem de Bolu-Düzce civarını gezmek isteyen yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor.
Akçakoca’da güneş denizden doğar denizden batar diyorlar. Buranın eski adı da zaten Diapolis, yani parlak şehir.
Akçakoca’nın iklimi ılıman. Karadeniz Bölgesi’nin yağmurlu havasına burada daha seyrek rastlanıyor. Denize girmek isteyenleri ise Karadeniz’in dalgaları bekliyor. Deniz sığ değil, hemen derinleşiyor, ama tertemiz.
Sahilde deniz ürünleri yenebilecek balık lokantaları var. Ayrıca yöresel lezzetler yaprak sarma, mancarlı pide ve Akçakoca’nın özel tatlısı melengüçeyi deneyebileceğiniz yerlerden birine de girebilirsiniz.
Akçakoca’da ayrıca fındıkla yapılabilecek her türlü yiyecek var ama yemeğin üstüne fındıklı tahin helvası en güzeli.
Şimdi istikametimiz Akçakoca’nın sembolü niteliğindeki Ceneviz Kalesi. Ceneviz Kalesi 1216 yılında ticaret gemilerine yol göstermek için kurulmuş. Şimdi ise sahil bölümü ile birlikte 5000 kişilik bir tesis olarak hizmet veriyor.
Akçakoca’nın Falezleri ya da diğer adıyla Beyazkayalar kaleden görülebiliyor
Akçakoca’ya gelip de dünyada pek başka bir örneği olmayan Merkez Cami’yi görmeden dönmek olmaz. Mimar Ergün Subaşı, klasik kubbe yerine sentez mimari uygulamış. Sekizgen köşelerden oluşan kubbe ve mavi dokulu minarelerle eşsiz bir cami ortaya çıkmış.
Akçakoca’dan dönerken fındık ve fındık ürünlerinden yanınızda götürebilirsiniz. Bunun için Fiskobirlik’in marketine uğramalısınız.


Akçakocamız gercekten güzeldir bence dünya üzerinden en güzel güneşin batışını izlendiği yer