<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezi hatiraları &#187; Edirne</title>
	<atom:link href="http://www.gezihatiralari.com/category/edirne/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gezihatiralari.com</link>
	<description>Nesilden nesile gezi hatıralarınız...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:54:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Edirne&#8217;de Selimiye&#8217;nin eşsiz mimarisini keşfedin</title>
		<link>http://www.gezihatiralari.com/edirnede-selimiyenin-essiz-mimarisini-kesfedin.html</link>
		<comments>http://www.gezihatiralari.com/edirnede-selimiyenin-essiz-mimarisini-kesfedin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 14:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezihatiralari.com/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[Edirne&#8217;de Selimiye&#8217;nin eşsiz mimarisindeki huzur, İstanbul&#8217;u fetheden Fatih Sultan Mehmet&#8217;in doğduğu saray, asırlardır yiğitlerin peşrev tuttuğu Kırkpınar ve kilometrelerce öteden hasret taşıyan 3 nehir, tatil için kente gelenleri büyülüyor. Balkanlarla Türkiye arasında köprü durumunda olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2011/12/1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1050" title="1" src="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2011/12/1-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a>Edirne&#8217;de Selimiye&#8217;nin eşsiz mimarisindeki huzur, İstanbul&#8217;u fetheden Fatih Sultan Mehmet&#8217;in doğduğu saray, asırlardır yiğitlerin peşrev tuttuğu Kırkpınar ve kilometrelerce öteden hasret taşıyan 3 nehir, tatil için kente gelenleri büyülüyor. Balkanlarla Türkiye arasında köprü durumunda olan Edirne, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı. Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, Bizans&#8217;ın iç karışıklıkları yaşadığı dönemde, o zamana kadar Odrin, Oristas, Hadrianapolis adlarıyla anılan kenti 1361&#8242;de fethederek Türk hakimiyetine kattı. İstanbul&#8217;un fethine kadar 92 yıl boyunca 3 kıtaya hükmetmiş Osmanlı&#8217;ya başkentlik yapan kent, aynı zamanda bir bilim ve sanat merkezi de oldu. İstanbul&#8217;un başkent oluşundan sonra gözden düşmeyen Edirne, yapılan imar çalışmalarıyla eski başkentlik haşmetini hep korudu. Bunun en güzel kanıtı da Selimiye Camii gibi bir şaheserin Kıbrıs&#8217;ın fethi şerefine Kavak Meydanı&#8217;na inşa edilmesi oldu. İstanbul&#8217;a 235, Çanakkale&#8217;ye 230, İzmir&#8217;e 534, Ankara&#8217;ya 688 kilometrelik uzaklıktaki, eşsiz mimari yapıları ve doğal güzellikleriyle gelenlerin zor ayrıldığı Edirne, görenlerin bir daha gelmek isteyeceği bir açık hava müzesi konumunda. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Lalapaşa dolmenleri, Enez kazı buluntuları, Roma dönemi tarihi eserlerinin yanı sıra, 2. Selim&#8217;in Selimiye Camii&#8217;ne bağışladığı tarihi Kuran-ı Kerim de kente yolu düşenlerin görebileceği eserler arasında. Bunların yanı sıra Avrupa&#8217;nın o dönemde ruh hastalarına bakmayıp dışladığı, Osmanlı&#8217;nın ise sosyal devlet anlayışıyla su, ney sesi ve güzel kokuyla tedavi ettiği 2. Bayezit Külliyesi Sağlık Müzesi&#8217;ndeki mankenlerle yapılan canlandırmalar görenleri tarihi bir yolculuğa götürüyor. Bir kahramanlık destanı yazan, Edirne Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Şükrü Paşa&#8217;nın &#8221;Düşman savunduğumuz hatları geçtikten sonra ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum. Beni mezara koymayın, etimi kuşlar ve itler çeke çeke yesinler. Fakat savunma hattımız bozulmadan şehit olursam, kefenim, lifim ve sabunum çantamdadır. Beni bu yere gömeceksiniz ve gelecek nesiller üzerime bir abide dikecekler&#8221; diyecek kadar cesaretle kenti savunduğu alanı 3 boyutlu canlandırmalar eşliğinde dolaşmak isteyenler de o dönemin fotoğraflarını görebilir. Sarayiçi&#8217;ndeki saray kalıntıları, Balkan Savaşı Şehitliği, Lozan Anıtı da Edirne&#8217;de görülebilecek yerler arasında.</p>
<p>Kaynak: ntvmsnbc</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezihatiralari.com/edirnede-selimiyenin-essiz-mimarisini-kesfedin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne</title>
		<link>http://www.gezihatiralari.com/edirne.html</link>
		<comments>http://www.gezihatiralari.com/edirne.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 11:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İpsala]]></category>
		<category><![CDATA[Enez]]></category>
		<category><![CDATA[Havsa]]></category>
		<category><![CDATA[Kırkpınar Güreşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırkpınar Güreşleri nin Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[keşan]]></category>
		<category><![CDATA[Lalapaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Süloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[uzunköprü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezihatiralari.com/edirne/</guid>
		<description><![CDATA[
EDİRNE
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne, yıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve 18. yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.
100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olması buradaki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2007/03/13.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-598" title="Edirne" src="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2007/03/13.jpg" alt="Edirne" width="550" height="547" /></a></p>
<p>EDİRNE</p>
<p>Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne, yıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve 18. yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.</p>
<p>100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini yapıları, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir açık hava müzesidir.</p>
<p>Kırkpınar Güreşleri’nin Tarihçesi:</p>
<p>Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı kısaca şöyledir:<br />
1346 yılında Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar’a ait Domuzhisar’ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür.<br />
Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.<br />
Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, “KIRKPINAR” adını verirler.<br />
Yunanistan’ın Samona köyünün merası içindeki alan asıl KIRKPINAR çayırıdır. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda, Kırkpınar Güreşleri Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki “Virantekke” denilen yerde düzenlenmiştir.<br />
Cumhuriyet’ten sonra 1924 yılında ise güreşler Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde yapılmaya başlanmıştır.<br />
Kırkpınar Güreşleri 1928 yılına kadar ağaları tarafından düzenlenmiştir. Güreşlerdeki ödülleri ve misafirlerin ağırlanmasını hep ağalar karşılamıştır. Ancak 1928 yılında ülkede meydana gelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ağalığa talip çıkmayınca, güreşlerin organize ve gelenleri ağırlama işi Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından üstlenilmiştir.<br />
1946 yılında ise Tarihi Kırkpınar Güreşleri Edirne Belediyesi’nce düzenlenmeye başlanmıştır. Bu yıl da zamanın Belediye Başkanı Tahsin ŞIPKA Kırkpınar Güreşleri’ni Belediye hizmetleri arasına almıştır.</p>
<p>Pehlivan:<br />
Pehlivan sözcüğü farsçadır. Burhan-katia göre asıl anlamı yürekli cesur (Şeci) yiğit (dili) ise de, Zabit, vali, iri vücutlu ve doğru sözlü kimseye de Pehlivan denilir. Bu nedenle yerine göre çeşitli zamanlar için kullanılmıştır.<br />
Selçuklular zamanında kahramanlık gösteren savaşçılara, üstün başarı kazanan atıcı, güreşçi, gürzcü’lere Pehlivan denildiği gibi bu sıfatın 16. yüzyıl başlarında yalnız sporcular için kullanılmış olmasıdır. Pehlivan deneyiminin bu anlamda kullanılışı Sultan II. Mahmut çağının sonuna kadar süre gelmiştir.<br />
Türk Milleti erkeği, kadın ve çocuğuyla güreş sever, güreşçiye saygı duyar ve Pehlivanlara ayrıcalık tanır, şüphesiz ki bu sevgi ve saygı, Türk’ün ruhundaki savaşçılık kahramanlık duygulardan ve sporu bu yönüyle görmesinden kaynaklanmaktadır. Güreşçiye karşı duyduğu sevgi ve saygı da pehlivanların herkesten daha güçlü kuvvetli, vücut yapısının, adalelerinin daha gelişmiş, görünüşünün daha sağlıklı görünmesinden, davranışının yiğitçe, karakterinin doğru ve mertçe oluşu, diline eline ve beline güvenilir olmasından ileri gelmektedir.<br />
Osmanlılar zamanında saray dışında yapılan güreş yarışmaları panayırlarda, düğünlerde kulüplerde bir hayır kurumu yararına veya meslek edinmiş organizatörlerin özel yer ve salonlarında yapılırdı, ayrıca Düğün Güreşleri, Ramazan Güreşleri, Hayır Kurumlarına yapılan Güreşler vardı.</p>
<p>Harita da Edirne</p>
<p><small><a style="color:#0000FF;text-align:left" href="http://maps.google.com/maps?sourceid=navclient&amp;hl=tr&amp;q=edirne&amp;ie=UTF8&amp;split=0&amp;gl=tr&amp;ei=ePXVSdStHYWY_Aa_srGnDQ&amp;z=14&amp;iwloc=addr&amp;ll=41.683297,26.564598&amp;source=embed">Daha Büyük Haritayı Görüntüle</a></small></p>
<p><small></small> Edirne&#8217;nin Nüfusu: Yüzölçümü: 6.074 km² Nüfusu: 396.462 (2007) Nüfus Yoğunluğu: 65 Şehir Nüfusu: 259.809 (2007) Köy Nüfusu: 136.653 (2007) Yıllık Nüfus Artış Hızı: %-0,49 Yıllık Şehir Nüfus Artış Hızı: %9,29 Yıllık Köy Nüfus Artış Hızı: %-12,30 İl Trafik No: 22 İl Telefon Kodu: 284.<br />
İlçeleri: Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü&#8217; dür.<br />
TARİHİ : Edirne’nin en eski halkı, Traklar soyundan Odrisler’in yörede, Meriç ve Tunca ırmaklarının birleştiği bugünkü Edirne’nin bulunduğu yerde bir kent kurdukları bilinmektedir. Odrisler’den sonra yöreye egemen olan Makedonyalılar Dönemi’nde kent, büyük bir olasılıkla Odris yada Odrisia adının değişmesi sonucu, Orestia/Orestas olarak anılmaya başlanmıştır. İS II. yy’ da Roma İmparatoru Hadrianus, (117-138) Orestia Kasabası’nın stratejik önemi nedeniyle buraya kent statüsü verdi ve kendi adını koydu. Böylece, Roma Dönemi’nde kent Hadrianopolis/Hadrianupolis/Adrianupolis/ Adrianapolis adlarıyla anıldı. Adrianopolis zamanla Adrianople/Adrianopel olarak değişti. Osmanlı dönemi başlarında Edrinus/Edrune/Edrinabolu/Endriye diye anıldı. 1476’da yazılan Aşıkpaşazade Tarihi’nde kentin adı Edrene olarak geçer. XVI.yy başlarında kentin Edirne olarak adlandırıldığı görülür. Edirne 1361 yılında I.Murat tarafından fethedilmiş ve İstanbul’un alınışına kadar 92 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuştur.</p>
<p>COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ: Marmara Bölgesi&#8217;nin Trakya bölümünde bulunan Edirne&#8217;nin denizden yüksekliği 41 metredir. Edirne genel olarak geniş düzlüklerle, basık tepelerin yer almış bulunduğu coğrafi konuma sahiptir. Karasal bir iklime sahiptir. Kışlar, Akdeniz iklimi etkisini gösterdiği zamanlarda ılık ve yağışlı, kara iklimi etkisini gösterdiğinde de sert ve yağışlı geçmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, bahar dönemi yağışlıdır. İlde en sıcak aylar, Haziran, Temmuz, Ağustos en soğuk aylar ise Aralık ve Ocaktır. Yaz ayları ortalama sıcaklığı ise 23,4 Cc dir.<br />
Tarihi Evleri : Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti. Balkan Yarımadası&#8217;nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde &#8220;hayat&#8221; denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi. Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu..<br />
ÖREN YERLERİ: Enez Antik Kenti: Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır. Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İ.Ö.2000 sonları ile İ.Ö. 1000 başlarından kalma &#8216;Dolmenler&#8217; (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir.<br />
Camileri, Külliyeleri, Kiliseleri Ve Havraları: Selimiye Camii: Edirnen&#8217;nin en önemli eseri olan Mimar Sinan&#8217;ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. 1569 &#8211; 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir. Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır. Selimiye Cami (Merkez): Mimar Sinan&#8217;ın 80 yaşında yarattığı ve &#8220;Ustalık eserim&#8221; dediği anıtsal yapı Osmanlı Türk sanatının ve Dünya Mimarlık Tarihinin baş eserlerindendir. Edirne&#8217;nin ve Osmanlı İmparatorluğunun simgesi olan cami, kentin merkezinde yer almaktadır. Çok uzaklardan dört minaresi ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan&#8217;ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir. Kesme taştan yapılan cami, 2475 m2&#8242;lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camisi, yerden yüksekliği 43,28 m olan, 31,30 m çapındaki kubbesiyle ilgi çeker. Ayasofya&#8217;nın kubbesinden daha büyük olan kubbe 6 m genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan sekiz büyük payeye oturur. Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliği yanında taş, mermer, çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin baş yapıtlarındandır. Yapının çini süslemelerinin, Osmanlı ve Dünya sanatında ayrı bir yeri vardır. XVI. yy. çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler, &#8216;sıraltı&#8217; tekniğinde olup, İznik&#8217;te yapılmıştır. Selimiye camisinin 3,80 m çapında 70,89 m yüksekliğinde, üçer şerefeli dört zarif minaresi vardır. Cümle kapısının iki yanındakiler üçer yollu olup, her şerefeye ayrı merdivenlerden çıkılır. Diğer iki minare ise birer yolludur. Bir külliye olarak inşa edilen yapının, geniş dış avlusunda Darüssıbyan, Darülkur&#8217;a ve Darülhadis yapıları bulunmaktadır. Üç Şerefeli Cami (Merkez): 1443-1447 yılları arasında, II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Cami Osmanlı sanatında, erken ve klasik dönemler üslubu arasında yer alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen planlıdır. Bu planı Mimar Sinan, İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimi ile uygulamıştır. Ayrıca Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç şerefeli cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır. Camiye adını veren üç şerefeli abidevi minare, 67,62 m yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılmaktadır. Caminin süslemeleri de ilginçtir. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir. Muradiye Cami (Merkez): Muradiye mahallesinde, Sarayiçi&#8217;ne egemen bir tepeye II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Yazıtında tarih yoktur. Yan mekanlı (zaviyeli) camilerin en güzel örneğidir. Cami, dış görünüşünün yalınlığına karşın,iç süslemesi yönünden XV. yüzyıl Osmanlı sanatının dikkat çeken yapıtlarındandır. Mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk çini sanatının en güzel örneklerindendir. II. Bayezit Cami ve Külliyesi (Merkez): Tunca Nehri kıyısında, şehir merkezine 2 km uzaklıkta bulunan külliye, Edirne&#8217;nin en önemli yapıtlarındandır. Cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, erzak depoları ve diğer bölümleriyle geniş bir alana yayılmıştır. II. Bayezıt&#8217;ın 1484-1488&#8242;de yaptırdığı külliyenin mimarı Hayreddin&#8217;dir. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye, küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür. Yapıların en ilginci 20,55 m çaplı, tek kubbeli, iki minareli anıtsal camidir. Ana kubbeli mekanın yanlarında dokuzar kubbeli Tabhane (kitap basım yeri) bölümleri vardır. Bu bölümler doğrudan dışarı açılmaktadır. Mermer mihrap ve minber yalın görünüşlüdür. Somaki mermerden, son derece zarif hünkar mahfili, Edirne&#8217;deki ilk örnektir. Eski Cami (Merkez): Edirne&#8217;de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 1403’de Emir Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414&#8242;te bitirilmiştir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer ibn İbrahim&#8217;dir. Yıldırım Camii (Merkez): Edirne&#8217;nin XIV. yüzyıldan kalma en eski camisi olup, şehir merkezine 3 km uzaklıktadır. Gerek planı, gerekse sütun başlıkları, yapının haç planlı bir Bizans kilisesi olduğunu göstermektedir. Yıldırım Bayezıt adına camiye dönüştürülürken (1400) temel dışında yeniden yapılmıştır. Ancak kıble yapının eksenine uymadığından, mihrap, haç kollarından birinin köşesine konmuş, eğimli bir görünüş almıştır. Günümüzdeki görünümüyle dört kemerli, kubbeli ve tek minareli camidir. Fatih Cami (Enez Ayasofyası-Enez): Bizans döneminden kalan yapı, oldukça büyüktür. Köşe duvarlı, haç planlı kiliseler grubundandır. Yapı, Osmanlı döneminde güneydeki kola mihrap ve minber yerleştirilerek camiye dönüştürülmüştür. Uzunlamasına gelişmiş haç planı ile Orta Bizans, dış yüzdeki tuğla süslemeleriyle de geç Bizans dönemi özellikleri göstermesi bakımından ilginçtir. Cami günümüzde yıkık durumdadır. Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi-Havsa): Havsa ilçesinde, Edirne yolundadır. 1576-1577&#8242;de Sokullu Mehmet Paşanın oğlu Kasım Paşa adına Mimar Sinan&#8217;a yaptırılmıştır. Külliye; iki kervansaray, cami, medrese, imaret, çifte hamam, tekke, köprü ve arastadan oluşuyordu. Günümüzde yalnızca cami, hamam, cami avlusuna dayalı ve ne olduğu anlaşılamayan ocaklı-nişli bir duvar, arastanın ortasında cami ile kervansarayı bağlayan dua kubbesi ve külliyeye daha sonra eklenmiş çeşme görülmektedir. Sweti George Kilisesi (Merkez): Edirne&#8217;nin Kıyık semtinde 1880 yılında inşa edilmiştir. 1889&#8242;da dekore edilen kilisedeki yazılar Slav Bulgarcası ile yazılmıştır. Daha önce aynı yerde bulunan kiliseden kalma bazı tablolar vardır. Yapı bakımlı durumdadır. Yahudi Havrası (Merkez): Edirne&#8217;nin Kaleiçi mevkiinde olup, 1902-1903 yıllarında inşa edilmiştir. Bugün yıkık durumdadır..<br />
Köprüleri: Edirne&#8217;deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne&#8217;nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir. Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640&#8242;da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü&#8217;nü ekletmiştir. 1451&#8242;de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır. 1452&#8242;de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488&#8242;de Mimar Hayrettin&#8217;in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560&#8242;da Mimar Sinan&#8217;ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa&#8217;nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç&#8217;le Arda&#8217;nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne&#8217;nin en önemli köprüleridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezihatiralari.com/edirne.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzunköprü</title>
		<link>http://www.gezihatiralari.com/uzunkopru.html</link>
		<comments>http://www.gezihatiralari.com/uzunkopru.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 14:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[keşan]]></category>
		<category><![CDATA[mimar müslihiddin]]></category>
		<category><![CDATA[mimar mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[uzunköprü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezihatiralari.com/?p=477</guid>
		<description><![CDATA[
Dünyanın en uzun beşinci taş köprüsü olan Uzunköprü II. Murat tarafından Mimar Müslihiddin ve Mimar Mehmet&#8217;e yaptırılmıştır. Yapımına 1426 yılında başlanmış ve 1443 yılında bitirilmiştir. 1392 metre uzunluğunda ve 6.80 metre genişliğindedir. 174 adet kemer ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2009/01/11.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-527" title="Uzunköprü" src="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2009/01/11.jpg" alt="Uzunköprü" width="600" height="407" /></a><br />
Dünyanın en uzun beşinci taş köprüsü olan Uzunköprü II. Murat tarafından Mimar Müslihiddin ve Mimar Mehmet&#8217;e yaptırılmıştır. Yapımına 1426 yılında başlanmış ve 1443 yılında bitirilmiştir. 1392 metre uzunluğunda ve 6.80 metre genişliğindedir. 174 adet kemer üzerine kurulmuştur. Bu kemerlerin bir kısmı yuvarlak bir kısmı da sivridir.<br />
Mimar Müslihiddin Osmanlı&#8217;ya birçok eserler kazandırmıştır. Bunların en bilinenleri İstanbul&#8217;da Rumeli Hisarı&#8217;nın ve Edirne&#8217;de Üç Şerefeli Camidir.</p>
<p>Uzunköprü&#8217;nün, Osmanlı&#8217;nın genişlemesinde çok önemli bir rolü vardır. Çanakkale Boğazı yılın her mevsimi rahatça geçilirken Ergene nehri ise ancak suyun az olduğu zamanlarda geçilebilmekteydi. Bazen orduların aylarda beklediği oluyordu. Hem nehrin çok geniş olması hem de kuvvetli akıntısından dolayı ahşap köprüler kısa zürede yıkılıyordu. II. Murat bu durum karşısında uzun köprünün yapılmasını emretti Köprünün yapımından sonra kışın da seferler düzenlenebildi. Köprünün başına bir cami ve imaret yapılarak orasının bir yerleşim yerine dönüşmesi sağlandı.</p>
<p>Son olarak 60&#8242;lı yıllarda onarım gören köprü, üzerinden geçen ağır tonajlı araçlar sayesinde tehlike altindadır. Bunun dışında köprü üzerine dökülen beton asfalt da köprünün tarihi dokusunu bozmuş durumda.</p>
<p>Köprünün uzunluğu gerçekten etkileyici. Zaman içerisinde suyu azalan Ergene nehri az sayıda kemerin altından akıyor. Ancak nehrin eski halini gözünüzde canlandırdığınızda ve o yılların teknolojisini düşündüğünüzde gerçekten inanılmaz bir iş yapıldığını kavrıyorsunuz.</p>
<p>Nasıl gidilir : Edirne Keşan karayolu üzerinde yer alır. İstanbul tarafından giderken, TEM&#8217;den Havsa çıkışından ayrılarak güneye doğru gitmeniz gerekiyor. Sahil tarafından gelecekseniz, Keşan&#8217;ın bittiği noktadaki dörtyol ağzından kuzeye doğru (Gelibolu istikametinin tam tersine) devam etmeniz gerekiyor. Özellikle bahar aylarında oldukça hoş manzarası olan bir yol.<br />
<small><a style="color: #0000ff; text-align: left;" href="http://maps.google.com/maps?sourceid=navclient&amp;hl=tr&amp;q=uzunk%C3%B6pr%C3%BC&amp;ie=UTF8&amp;split=0&amp;gl=tr&amp;ei=34vUSZ31Opn4_AaBxaXRDA&amp;z=14&amp;iwloc=addr&amp;ll=41.278451,26.690083&amp;source=embed">Daha Büyük Haritayı Görüntüle</a></small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezihatiralari.com/uzunkopru.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karaağaç Yolu Ve Karaağaç Semti</title>
		<link>http://www.gezihatiralari.com/karaagac-yolu-ve-karaagac-semti.html</link>
		<comments>http://www.gezihatiralari.com/karaagac-yolu-ve-karaagac-semti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 13:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezihatiralari.com/karaagac-yolu-ve-karaagac-semti/</guid>
		<description><![CDATA[Tarih, doğa ve kuş sesleri arasında uzanan emsalsiz bir yoldur. &#8220;Meriç Köprüsü&#8221;, &#8220;Eski (Jandarma) Karakol Binası&#8221; ve &#8220;Tarihi Tren Garı&#8221; ile &#8220;Hacı Adil Bey Çeşmesi&#8221; Karaağaç&#8217;a ulaşan tarihi parke taş yolun altın parçaları gibidir.
Yakın geçmişteki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2007/10/265.jpg" alt="265.jpg" />Tarih, doğa ve kuş sesleri arasında uzanan emsalsiz bir yoldur. &#8220;Meriç Köprüsü&#8221;, &#8220;Eski (Jandarma) Karakol Binası&#8221; ve &#8220;Tarihi Tren Garı&#8221; ile &#8220;Hacı Adil Bey Çeşmesi&#8221; Karaağaç&#8217;a ulaşan tarihi parke taş yolun altın parçaları gibidir.</p>
<p>Yakın geçmişteki Karaağaç&#8217;tan köprüye kadar uzanan ek tren yolundan kalma bu güzelliklerle başlayan Karaağaç Yolu (son dönemde bilinen adıyla Lozan Caddesi) Edirne&#8217;nin en güzel mesire yerlerinden olan Söğütlük Ormanı&#8217;ndaki yeşillik ve bülbül sesleriyle sarmaş dolaş olur.</p>
<p>Yol boyunca gördüğünüz tarihi ağaçların zamanla dinamit lokumları konulmak üzere kullanılan kovukları İkinci Dünya Savaşı&#8217;na hazırlanan Trakya&#8217;nın o dönemini çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır.</p>
<p>Edirne&#8217;nin batısından Tunca&#8217;yı sonra da Meriç&#8217;i aşan köprülerden ve güzel bir koru içinden geçen 5 km.&#8217;lik yol, kentin Karaağaç Semtine varır. Karaağaç, yakın geçmişin siyasal olaylarından Edirne&#8217;nin, en fazla zarar gören semtidir.</p>
<p>1915&#8242;te Bulgaristan&#8217;ı kendi yanında savaşa sokmak için Almanya&#8217;nın yaptığı şiddetli baskı yüzünden, Karaağaç, Meriç batısındaki tüm Türk topraklarıyla birlikte Edirne&#8217;den ayrıldı. Ancak 1923 yılında Lozan Anlaşmasıyla geri alınabildi. Bugün bu anlaşmayı simgeleyen anıtıyla, tarihi Tren İstasyonu ve yine tarihi Trakya Üniversitesi Rektörlük binasıyla Edirne&#8217;nin en güzel ve şirin semtlerindendir.</p>
<p>Edirne&#8217;ye dört kilometrelik doğa ve tarih yoluyla bağlanan Karaağaç Mahallesi, bir yaklaşıma göre Antik Orestia şehri üzerine kurulmuş olup; adını burada bir zamanlar varolan Karaağaç ormanlarından almıştır.</p>
<p>Eski yıllarda, Karaağaçlılar geçimlerini şarapçılıktan sağlarlarmış.</p>
<p>Yakın geçmişte Karaağaç; zengin Edirneliler ile azınlık önde gelenlerinin ve görevli memurların yaşadığı gözde bir yerdi. Karaağaç 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile burada yaşanan ünlü diplomatik tartışmalar sonunda, Savaş Tazminatı yerine sayılmak üzere Türk topraklarına katılmıştır. Burada yaşayan Karaağaçlı Rumlar, mübadele sonrasında sınıra yakın bir yerde yine aynı adı taşıyan bir köy kurmuşlardır. Şimdiki Karaağaçlılar ise mübadele döneminde gelmişlerdir. Günümüzde eski zengin çehresinden çok şey kaybetmesine rağmen, Karaağaç, yerleşim biçimi ve eski evleriyle etkileyici güzellikler sunmaya devam etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezihatiralari.com/karaagac-yolu-ve-karaagac-semti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne&#8217;nin Güzel Piknik Alanları</title>
		<link>http://www.gezihatiralari.com/edirnenin-guzel-piknik-alanlari.html</link>
		<comments>http://www.gezihatiralari.com/edirnenin-guzel-piknik-alanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 13:37:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[meriç nehri]]></category>
		<category><![CDATA[söğütlük mesiresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gezihatiralari.com/edirnenin-guzel-piknik-alanlari/</guid>
		<description><![CDATA[Edirne&#8217;nin çok güzel mesire yerleri vardır. Bunların başında Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi gelir. Sarayiçi, Tunca nehrinin iki kolu arasında, ağaçlarla ve zümrüt gibi çayırlarla kaplı ufak bir adacıktır. Sarayiçi&#8217;nde Bizans çağında sık ağaçlardan oluşan bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gezihatiralari.com/wp-content/uploads/2007/10/2.jpg" alt="2.jpg" />Edirne&#8217;nin çok güzel mesire yerleri vardır. Bunların başında Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi gelir. Sarayiçi, Tunca nehrinin iki kolu arasında, ağaçlarla ve zümrüt gibi çayırlarla kaplı ufak bir adacıktır. Sarayiçi&#8217;nde Bizans çağında sık ağaçlardan oluşan bir ormanın bulunduğu ve Bizans prenslerinin avlanmak için buraya geldikleri bilinir. Sarayiçi Osmanlı döneminde de bu özelliğini korumuştur.</p>
<p>Öte yandan Edirne-Karaağaç Yolu üzerindeki ve Meriç Nehri boyunca uzanan ağaçlık Söğütlük mesiresi de çevrenin en güzel dinlenme yerlerinden biridir. Bu bakımdan içme suyuyla ünlü Karaağaç&#8217;ı da saymak gerekir.</p>
<p>Edirne&#8217;ye 18 km. uzaklıktaki ve Türkiye&#8217;nin Bulgaristan üzerinden Avrupa&#8217;ya açılan karayolu kapısını oluşturan Kapıkule ile Edirne&#8217; den 7 km. ötede Türk-Yunan sınır kapısı bulunan Pazarkule de kentin gezilip görülecek yerleri arasındadır.</p>
<p>Edirne, hem E-5 Karayolu üzerinde olması, hem Kırkpınar gibi bir Şenliğin merkezi olması, tarihi ve turistik açıdan Osmanlı başkentliği yapmış bir şehir olarak sahip olduğu tarihi eserler açısından, hem de mesire yerleriyle önemli bir turizm merkezidir. E-5 karayolu üzerinde ve mesire yerlerindeki <a href="http://www.tatilacentesi.com"target="_blank"rel="external"title="otel" >otel</a>, motel ve restoranlar da bu potansiyele olumlu katkıda bulunmaktadır. <a title="Edirne Otelleri" href="http://edirne.tatilacentesi.com">Edirne Otelleri</a> Kentte, işletme belgeli Kervan Otel, Sultan Otel, Kervansaray Otel, Park Otel, Balta Oteli, Taşhan ve Fifi Motel Kampta toplam oda sayısı 235, yatak sayısı 450&#8242;dir. Kente yıl boyunca işçi ve yabancı turist olarak gelen turist sayısı 1,5 milyon dolayındadır. Bir çoğu transit geçiş yapmakla birlikte konaklama isteyenler kentteki tesislerde bu ihtiyaçlarını giderebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gezihatiralari.com/edirnenin-guzel-piknik-alanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

