Bozcaada ya giden uzun ömürlü olur

Birçok kültürün izlerini taşıyan ada, dar ve çiçeklerle bezenmiş sokakları, temiz denizi ve üzüm bağlarıyla Bozcaada, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. ÇANAKKALE – Tarihin babası olarak kabul edilen ünlü filozof Heredot’un “Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada’yı yaratmış” dediği ada, antik dönemlerden günümüze pek çok uygarlığı topraklarında barındırmış, her dönem turizmin göz bebeği olmuş. Türkiye’nin köyü bulunmayan tek ilçesi olan ve Çanakkale Boğazı’nın 12 deniz mili güneyinde yer alan, çevresi 38 kilometre uzunluğundaki Bozcaada’nın alanı 36.67 kilometrekare olup, etrafındaki irili ufaklı 17 adacıkla 37.6 kilometrelik yüzölçüme sahip.
Antik çağda Leukophrys, Yunan mitolojisinde ise Tenedos adıyla bilinen Bozcaada’nın ilk sakinleri Akaların bir kolu olduğu ve M.Ö. 2000 yıllarında yerleştikleri tahmin edilen Pelasglar. Akalardan sonraFenikeliler, Atinalılar ve Yunanlıların hakimiyetine giren ada, M.Ö.493’de Pers istilasına uğramış, M.Ö.334 yılında ise Büyük İskender’in himayesine girmiş.
Bu tarihten sonra çeşitli dönemlerde yaşanan savaşlarla pek çok uygarlığın kendi egemenliğine katmak istediği ada, ilk defa 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış, 1912 yılında Balkan Savaşı sırasında Yunan donanmasınca işgal edilmiş, Lozan Antlaşması sonucunda 20 Eylül 1923 yılında Türkiye Cumhuriyetine bağlanmış.
Ege Denizi’nin mavisiyle çevrili adeta bir cennet köşesi olan, antik dönemlerden günümüze pek çok uygarlığı topraklarında barındıran Bozcaada, kültür ve turizm potansiyeliyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. ADA MİMARİSİ
Birçok kültürün izlerini taşıyan ada, dar ve çiçeklerle bezenmiş sokakları, temiz denizi ve üzüm bağlarıyla her dönem turizmin göz bebeği olmuş.
Ada merkezindeki Cumhuriyet ve Alaybey mahallelerinde çeşitli kültürlerin yapı özelliklerini gözlemek mümkün.
Her iki mahallede bulunan evler, ihtiyaçlara göre farklı şekilde dizayn edilmiş, zaman içinde değişen ihtiyaçlar ve yenilikler sonucunda, günümüzde orijinal özelliklerini bir arada koruyabilmiş çokaz örneği kalmış.
Cumhuriyet Mahallesinde sokaklar genelde geniş ve birbirini dik kesen yapıdayken, Alaybey mahallesinde ise sokaklar dar.
Bozaada dan bazı görüntüler
ADADA YAŞAM
Son yıllarda adaya dışarıdan yeni yerleşmeler olmasıyla birlikte, modern bağ evlerinin sayısı artmış. Şehir merkezinde eski mahalle ve sokaklarda klasik yapı geleneği korunurken, adanın tamamının doğal ve arkeolojik sit alanı olması, tüm yapı ve onarımların Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca denetlenmesi nedeniyle, çarpık yapılaşmagörülmemekte. Eski mimari dokusu korunmakta, restorasyonlar kendine özgü yapı tarzı dikkate alınarak yapılmakta.
Halk geçimini bağcılık, şarapçılık, balıkçılık ve büyük ölçüde turizmden sağlarken, turizm sezonunda otel ve pansiyonculuğun yanı sıra özellikle ev pansiyonculuğu yaygın hale gelmekte. TARİHİ YAPILARI
Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesindeki Yükyeri İskelesi’nden hareket eden feribotla sağlanan ulaşımda, Bozcaada’ya yaklaştıkça ilk göze çarpan şey heybetli görüntüsüyle kalesi oluyor.
Oldukça iyi korunmuş kalenin, ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte Venedik, Cenevizve Bizanslılar döneminde kullanılmış.
Adanın kuzeydoğu burnu üzerine kurulmuş olan kale, Osmanlı döneminde önemli konumu sebebiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından onartılmış. Kale, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1965-1970 yılları arasında ve en son 1996 yılında restore edilerek, koruma altına alınmış.
Bozcaada’daki önemli tarihi yapılardan biri de ibadete açık tek kilise olan Meryem Ana Kilisesi.
Giriş kapısında 1869 tarihi yazılı olan kilisenin Venedik döneminden kaldığı rivayet edilmekte.
MİTOLOJİDE BOZCAADA (TENEDOS)
Denizlerin Efendisi Poseidon’un çocuklarından biri, Kyknos adında bir kralmış. Beyçayırı’nın kuzeyinde Lapseki bölgesindeki Miletos Kolonisi, Kolonai kentine hükmedermiş. Onun da Tenes adında bir oğlu varmış.
Tenes’in annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Fakat üvey ana Tenes’e iftira etmiş. Üstelik kendisine yalancı tanık olarak bir de kavalcı bulmuş. Kral Kyknos bu iftiraya kanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış.
Sandık yüze yüze boğazdan geçip, Leukophrys Adası’nın sahiline vurmuş. Tenes burada sandıktan çıkmış, adaya yerleşmiş ve ünlü coğrafyacı Strabon’a göre bazılarının Kalydna dediği Leukophrys Adası’nın adını “Tenes’in Adası” anlamına gelen Tenedos olarak değiştirmiş.
BOZCAADA KALESI
Bozcaada’ya yaklaştıkça ilk gözünüze çarpan heybetli görüntüsüyle kalesi olur. Bu oldukça iyi korunmuş kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminden beri kullanıldığı bilinmektedir.Ada’nın kuzeydoğu burnu üzerine kurulmuş olan kale, Osmanlı döneminde önemli konumu sebebiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından esaslı bir şekilde onarılmıştır. Venediklilerce geçip geri alındıktan sonra esaslı bir tamir görüp genişlemiştir. Kalenin 1703,1706 yıllarında ve 1714 ‘ de Kaptan-i Derya Süleyman Pasa tarafından tamir ettirilmiştir. En önemli tamirinin 2. Mahmut tarafından 1815 yılında yaptırıldığını, adeta kalenin yeniden yaptırıldığını taşıdığı kitabelerden anlamaktayız. Kale, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1965-1970 yılları arasında ve en son 1996 yılında restore edilerek koruma altına alınmıştır. Adanın kuzeydoğu burnunda yer alan Kale, yüksek kayalar üzerine oturtularak şehirden yaklaşık 10 metre genişliğinde ve 250 metre uzunluğunda bir hendekle ayrılmıştır. Eskiden su dolu olduğu anlaşılan hendeğin üzerinden kalenin ana giriş kapısına asma bir kapıyla geçilirmiş. Bu ana kapının dışında Mendirek ve Deniz Kapısı diye iki kapısı daha bulunmaktadır. Mendirek kapısı 1905 yılında mendireklerin yapılmasından sonra açılmıştır. Bu iki kapı su anda kullanılmamaktadır. Kale, dış ve iç olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Dış surun içindeki Dış Kale’de iki cephanelik, bir kuyu, iki tabya yeri, kamacı atölyelerinin bulunduğu bina temelleri, tören ve eğitim alanları ve eskiden kale içinde yasayanların evlerinin bulunduğu simdi bos bir alan vardır. İç Kale iki bölümden oluşur. Birincisi giriş bölümü olup İç Kale’nin doğusundadır. Biri doğuda biri batıda iki rampaya açılan iki kapısı vardır. Bu bölümde simdi yıkılmış olan revir, cami, minare, zindanlar ve kışla bulunmaktaydı. Asil İç Kale olan ikinci bölüme doğudaki küçük bir kapıdan girilir. İç Kale’nin biri bas burç olmak üzere sekiz burcu vardır. Ortada levazım deposu, cephanelik ve sarnıç yer alır. Bozcaada Fatih Sultan Mehmet döneminde ilk defa Türklerin eline geçtiğinde, kale içine bir cami yaptırılmıştır. Temelleri hala görünür bir şekilde durmakta olan bu cami Kanuni Sultan Süleyman zamanında yenilenmiştir. En büyük değişikliği ise 1657 yılında ada Venediklilerden geri alındığında görmüştür. Kale içindeki bir diğer caminin varlığını ise 1800′lü yıllardan kalma gravürlerden anlamaktayız. Kalenin iç bölümünde Bozcaada ile ilgili tarihi ve Etnografik eserlerin sergilendiği bir sergi mekanı bulunmaktadır. Kale yaz dönemi boyunca her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olup giriş biletlidir.
BOZCAADA EVLERİNDE KONAKLAMA
Bozcaada, konaklama için farklı alternatifler sunar. Ama hepsinin ortak özelliği samimi, özgün, huzurlu ve sakin bir ortamda tatil geçirme olanağı sunmalarıdır. Merkezdeki özgün oteller ve şirin pansiyonların yanında, merkez dışında adaya özgü bağ evleri, tatil çiftlikleri ve büyük bir çadır kamp alanı bulunmaktadır. Bağların, meyve ağaçlarının arasındaki bu yerlerde doğayla iç içe olmanın keyfine varırsınız. Adanın merkezinde her yer yürüme mesafesindedir, ama merkez dışı konaklamayı tercih edenler bir ulaşım aracına ihtiyaç duyabilir.Konaklama genellikle oda-kahvaltı seklindedir. Ev yapımı yöresel zeytin ve peynirler, doğal reçel çeşitleri, bahçeden toplanan taze sebzelerden oluşan kahvaltıları oldukça lezzetlidir. Adanın samimi ve misafirperver halkı nerede kalırsanız kalın sizin keyifli bir tatil geçirmeniz için ellerinden geleni yapar. Adanın en yoğun ayları olan Temmuz ve Ağustos için önceden rezervasyon yaptırmanızda fayda vardır. Yaz sezonu dışında ise kalacak yer bulmak çok daha kolaydır. Kış sezonu boyunca açık olan otel sayısı da az değildir.
TUZBURNU
Adanın diğer güzel koylarındandır. Tuzburun feneri ile bütünleşmiştir. Gece tuzburun fenerinde o mis gibi keki kokuları içinde ayın parlaklığının denize yansımasını
seyretmekte inanılmaz güzeldir.
ALAYBEY CAMİ
Bozcaada meydanında, parkın karşısında bulunan Alaybey Camisi’nin kitabesi günümüze ulaşamadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Çanakkale Vakıflar Müdürlüğü’nde de bu konuda bir bilgiye rastlanmamıştır. Buradaki cami ile ilgili bir vakfiyede Bozcaada’da Miralay Ahmet Ağa Camisi’nin ismi geçmekte olup, caminin Miralay Ahmet Bey tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Büyük olasılıkla Alaybey ismi de buradan kaynaklanmaktadır. Burada bulunan XVI.yüzyıla tarihlenen Ali Ağa Camisi’nin harap olduğu ve Miralay Ahmet Ağa tarafından da yenilendiği sanılmaktadır. Mimari üslubundan XVIII.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Cami avlusuna yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının üzerinde, önünde ve arkasında dikdörtgen birer kitabe bulunuyorsa da yazıları okunamayacak derecede silinmiştir. Arkadaki kitabe 1903 (1321) tarihli olup, caminin bu tarihte onarıldığını veya yenilendiğini göstermektedir. Camiye kuzey yönündeki beş taş basamakla çıkılmakta ve basık kemerli çift kanatlı ahşap bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının iki yanında basık kemerli bir pencere ve bunun üzerinde de birisi kapı üzerine rastlamak üzere üç küçük pencere daha bulunmaktadır. Caminin doğu ve batı cephelerinde üçer, güney cephesinde de dört penceresi vardır. Caminin içerisi barok üslupta bitkisel motiflerle geç devirde bezenmiştir. İbadet mekanının üzeri ahşap bir tavanla örtülmüştür. Mihrap ve minberde bezeme elemanları yoktur. Giriş kapısının iki yanındaki köşelerde bulunan birer ahşap merdivenle de kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. Caminin kuzeybatı köşesine kesme taştan tek şerefeli bir minare yerleştirilmiştir. Caminin bahçesinde XVI.-XIX.yüzyıl mezarlarından oluşan küçük bir hazire, geç devirde yapılmış bir şadırvan ve Kuran kursu olarak yararlanılan küçük odalar bulunmaktadır. Bozcaada’da Cezayir-ı Bahr-i Sefid salnamesine göre üç caminin bulunduğu yazılıdır. Bunlardan üçüncü cami ile ilgili herhangi bir ize rastlanmamıştır
BOZCAADA-KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA CAMİSİ (YALI CAMİ)
Bozcaada’da Yalı Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Köprülü Mehmet Paşa 1657 tarihinde yaptırmıştır. Halk arasında Yalı Camisi olarak isimlendirilen caminin kitabesi günümüze gelememiştir. Çeşitli dönemlerde yapılan onarımlarla orijinalinden oldukça uzaklaşmıştır.
Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri çatı ile örtülüdür. Kuzey cephesinden dört basamaklı bir merdivenle girilen sahanlıkta çift kanatlı ahşap bir kapı iki yanında da basık kemerli birer penceresi, bunun üzerinde de üçer yuvarlak pencere bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerindeki kitabe yeri boş olup, kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Girişin eksenindeki güney cephesinin ortasına dışa çıkıntılı mihrap yerleştirilmiştir. Alçıdan olan mihrap, basit motiflerle bezenmiştir. Mihrabın iki yanında da basık kemerli iki pencere vardır. Caminin batı cephesinde iki penceresi bulunmaktadır. Caminin içerisi yapımı ile ilgisiz ahşap lambri ile kaplanmıştır. Kuzeydeki kadınlar mahfili ile tavan sade bir işçilik göstermektedir ve mimari yönden önem taşımamaktadır. Doğu cephesine yerleştirilen minare 1965 yılında yenilenmiştir.
AYAZMA
Bozcaada’nın gözde ve en kalabalık plajı Ayazma olup, şehir merkezine 7 km dir. Plaj boyunca şemsiye, şezlong ve restaurantları ila gelen misafirlerine en iyi hizmeti vermeye çalışmaktadır. Ayazma plajında akşam adanın balığını yerken, Bozcaada’nın şarabını yudumlayıp gün batımını seyretmek insana büyük bir zevk verir.
HABBELE
Habbele ayazma plajına göre biraz daha sakin olup, doğal göz alıcı bir güzelliği vardır. Burada da şemsiye şezlong temin etmeniz mümkündür. Habbele plajında bulunan Restaurantlarda öğle ve akşam yemeği yiyebilirsiniz.







Ülkemizin çok nadide güzelliklerinden biri bozcaada gitmeyenler şiddetle tavsiye ederim
Bozca ada ya giden arkadaşlar orada kalınacak yerleri ve yeme içme yerleri hakkında yorum yazarlarsa sevinirim gidecek olan arkadaşlar için bilgi olması anlamında
Hasan Bey, Bozcaada’ya gittiğimde nerede yiyeceğimi şaşırırım.
Lodos’ta lipsos mu yesem, Ada Cafe’de ahtapot mücver mi, ada börek mi, Salkım’da ahtapot mu…Şarap mı içsem, gelincik şerbeti mi…
Gidince şaşırırım, hepsini yemek isterim…
Ama gitmeden değişken vapur saatlerini öğrenmek için
http://www.bozcaada.info/feribottarifesi.html adresini illa ziyaret ederim.
Keske simdi Bozcaada’da olsam…
Ayten