Abant’ta Güzel Bir Gün
Abant tertemiz havasıyla, şehirden kaçmak için ilk akla gelen yerlerden biri. İstanbul ile Ankara arasındaki yolun ortalarında olduğu için her iki büyük şehirden de çok sayıda ziyaretçisi oluyor.
Abant’a gitmenin en kısa yolu ücretli Anadolu Otoyolu üzerinden. İstanbul’dan gelenlerin Kaynaşlı ayrımından otoyoldan çıkıp, Bolu Dağı’nı tırmanmaları gerekiyor. Dağın bitiminde Abant sapağından giriliyor. 22 kilometrelik yemyeşil yolun sonunda Abant Gölü Milli Parkı’nın girişine geliyorsunuz. İstanbul’dan Abant’a yol yaklaşık 3 saat sürüyor.
İster aracınızı parkedip hemen faytonla gezmeye başlayın, isterseniz önce yemeğinizi yiyip yürüyüşe geçin. Ya da hemen kitabınızı alıp göl kenarına yerleşin.
Göl manzaralı tesislerde çoğunlukla ızgara yemekler yapılıyor. Balık sevenler için özellikle ızgara alabalık son derece leziz.
Abant’a gelirken yol boyunca sıralanan köy ekmeği ve ızgara yapan restoranlara takılmadıysanız, Abant Gölü kenarına kurulup çayınızı içebilir ya da damak tadınıza göre bir yemek seçebilirsiniz. Ancak otellerdeki açık büfelerin dışında, restoranlarda ızgaradan başka çok fazla çeşit olmadığını hatırlatalım.
Yemeğin ardından güzel bir yürüyüş ve bisiklet turu Abant’ta yapılabilecek diğer etkinlikler. Atçılık, yamaç paraşütü gibi farklı spor dallarını yapmak için de imkanlar var.
Doğayla içiçe bir gün geçirip de buradan alışveriş yapmak isteyenler için, civar köylerden gelenlerin sattığı birçok doğal ürün var. Ama Abant’a has çok özel bir mamül yok doğrusu. Börülce, erik kurusu, fasulye, doğal petekli bal, kuşburnu ve köy peyniri gibi Anadolu’nun bir çok köyünde üretilen doğal ürünlerden buradan da alabilirsiniz. Tüm bunların kredi kartı ile satılması bir tezat gibi görünse de yanında nakit taşımayanlar için kolaylık sağlıyor.






