Articles Archive for Eylül 2007
Gezi rehberi »
Üsküdar’daki Fethi Paşa Korusu, barındırdığı tarihi yapılar, yüzlerce bitki ve ağaç türleriyle İstanbullular’a İstanbul Boğazı manzarası eşliğinde yürüyüş, yemek ve dinlenme imkanı sağlıyor.
Anadolu yakasının Boğaz kıyısında bulunan ve bu bölgenin oksijen deposu olarak bilinen Fethi Paşa Korusu, Sultantepe semtinin İstanbul Boğazı’nı gören sırtlarından başlayıp, Kuzguncuk Tepesi ve Paşalimanı’nın üst kısımlarına doğru uzanıyor. Koru, ismini II. Mahmud ve I. Abdülhamid dönemlerinde valilik, elçilik ve nazırlık yapan Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’dan alıyor.
Koru, Fethi Ahmet Paşa’nın 1858 yılında ölümünden sonra varisleri arasında paylaşılmasının ardından 1960-1980 yılları arasında kaderine terk edildiği için …
Gezi rehberi »
Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezi Ortaköy. Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuş. Gizli doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış. Tarih boyunca ard arda gelen yangınlarla bir dönem gözden düşmüş, bir dönem tekrar göze girmiş.
Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli gibi yapıları, cami-kilise-sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy Çarşısı, çarşının içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla günün her saati canlı Ortaköy. Ama sabahın erken saatlerinde biraz mahmur. Hareket saat 10.00’dan sonra başlıyor.
Sahile …
Gezi rehberi, Spot »
Sonbaharda en sevdiğim yerdir İstanbul’daki Gülhane parkı. Bütün sessizliğini bol oksijeniyle birlikte içime çektiğim. Aslında her mevsimi ayrı yaşadım orda, her rengini ayrı sevdim. Ama sonbaharı bi başka..
Ben Gülhane’deki banklara hiç oturmadım hep çimlerde buldum kendimi. Hani sonbahar da diyorum ya; çimlerde otururken, yazın yüzüne bile bakmadığınız termos çaycısının çayı bile harika.
Eğer vakit varsa parkın sonunda ki çay bahçesine uğramadan dönmek olmaz tabi. Manzaram hazır, Kız kulesi-Üsküdar karşımda, sol gözümün müntehasında Ortaköy, sağımda güvercinlerim. Tabi buraya kadar gelmişken onları selamlamadan olmaz asla.
Çay bahçesinin en dip köşesinde bi güvercin kümesi var. …
Gezi rehberi »
Cunda Adası, Balıkesir’e bağlı Ayvalık’ın yanıbaşında, son derece şirin bir Ege Kasabası. İstanbul’dan Cunda’ya gidecekler için en rahat yol, Yenikapı’dan Bandırma’ya giden feribotlara binmek. Ancak özellikle yaz ayları ve haftasonları için bileti mutlaka bir süre önceden almak gerekiyor. Bandırma’dan Cunda’ya yol yaklaşık 3,5 saat sürüyor. Susurluk ve Balıkesir üzerinden gidiliyor. Yolda , özellikle kaz dağlarına yaklaştıkça sıcaklığın düştüğünü hissediyorsunuz. Bunaltıcı yaz günlerinde tertemiz bir rüzgar yüzünüze çarpıyor. Yol çoğunlukla rahat geçiyor.
Cunda Adası aslında tam bir ada değil. Çünkü buraya Türkiye’nin ilk Boğaz Köprüsü’nden geçip varılıyor. Lale Adası Cunda’yı karaya …
Gezi rehberi »
Akçakoca, Düzce’ye bağlı tipik bir Karadeniz yöresi. Akçakoca’ya gitmenin en kısa yolu ücretli otoban üzerinden. Düzce’den otobandan saptıktan sonra sahile doğru yol alıyoruz. Yol kenarındaki fındık üretim tesisleri kısa bir süre sonra yerini sonsuz bir yeşilliğe bırakıyor. Yol keyifli ve rahat.
Akçakoca, Türkiye’nin ilk turizm beldesi aslında. Henüz güney turizminin başlamadığı yıllarda büyükşehirlerden özellikle yazları çok sayıda ziyaretçi gelirmiş. Şimdi hem denizin tadını çıkarmak hem de Bolu-Düzce civarını gezmek isteyen yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor.
Akçakoca’da güneş denizden doğar denizden batar diyorlar. Buranın eski adı da zaten Diapolis, yani parlak şehir. …
